- Ana Sayfa
- Rehberturk
- TürkAramamotoru
- Müzik klipleri
- Adam Kariyer
- Doktor Sağlık
- TürkHaberci
« Önceki |

Yeni bir araştırmada,
günde bir saatten fazla cep telefonuyla konuşmanın işitme kaybına yol
açabildiği saptandı. ABD'de bu hafta yapılan bir kulak-burun-boğaz
konferansında sunulan araştırmada, cep telefonunu çok kullananların,
özellikle yüksek
frekanslı sesler sayılan s, f, h, t ve z ile başlayan kelimeleri
anlamakta güçlük çektikleri belirlendi. Daily
Mail'in internet sitesindeki habere göre, araştırma, 18-25 yaş
arasındaki 100 cep telefonu kullanıcısıyla kullanmayan 50 kişi
karşılaştırılarak yapıldı. Araştırma sonucunda, 4 yıldan fazla bir süre
günde bir saati aşkın cep telefonu kullananların sesleri ayırt etmede
güçlük çektikleri belirlendi. Bilim adamları, sorunun özellikle çoğu
insanın kullandığı sağ kulakta
görüldüğünü belirttiler. Hintli kulak-burun-boğaz uzmanı
Nareş Panda, işitme kaybının sebebinin uzun süre cep telefonu
kullanımından kaynaklanan radyasyonun iç kulakta tahribata yol açması
olabileceğini söyledi.

Ergenlik dönemi, çocukluktan genç
kızlığa adımların atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde bedensel gelişim ve
kişilik gelişimi çok hızlıdır. Kızlarda 9-10 yaşlarında başlayan bu
değişim 18 yaşına dek devam eder. Sağlıklı bir kadın olabilmek için
gerekli
olan değişimlerin gerçekleştiği ergenlik döneminde, beyin ve üreme
organları vücudun diğer bölümlerine hormonlar adı verilen kimyasallar
aracılığı ile mesajlar gönderir. Kızlar ergenlik dönemine erkeklerden
yaklaşık iki yıl önce girer. Bu büyüme ve
gelişim sürecini kişinin kendisinin düzenlemesi mümkün değildir. Bu
süreç ancak vücut hazır olduğunda başlar. Dış görünüşünüzde meydana gelen değişikliklerErgenlik
döneminin başlaması ile beraber önce kalçalar
yuvarlaklaşmaya başlar, bunu cinsel organların etrafında ve koltuk
altında tüylerin belirmesi takip eder. Göğüslerin büyüklüğü ve şekli
değişir. Bu değişiklikler kişilere göre hızlı veya yavaş olabilir.
Özellikle koltuk altındandaha fazla terleme
başlar. Bu dönemde hormonların etkisi ile ciltte yağlanma artar ve
sivilceler çıkar. Ergenlik
döneminden itibaren daha fazla salınmaya başlayan cinsiyet
hormonlarının etkisi ile adet kanamaları ve adet siklusları başlar.
Hormonların etkisiile
duygu ve davranışlar da değişir, psikolojik yapı değişerek çocuk
kişiliğinden genç kız kişiliğine geçilir. İÇ VE DIŞ GENİTAL ORGANLAR Üreme organları iç ve dış genital organlardan oluşur. Üreme ve cinsel fonksiyonlar beyinden
gelen kimyasal sinyallerin kontrolünde bu organlarda gerçekleşir. Dış Genital Organlar: Dış
genital organlar vulva adı verilen iç ve dış dudaklar, klitoris, hiymen
(kızlık zarı) ve çeşitli bezlerden oluşur. Vajinanın açıklığını
çevreleyen iç ve dış dudaklar, yağ dokusu, ter bezleri ve kıl köklerini
içeren deri kıvrımlarıdır. Vulva iç kısımda bulunan vajinanın girişini
ve üretrayı (idrar deliğini) dış etkilerden korur. Klitoris erkekte
penisi oluşturan yapının kadınlardaki
kalıntısıdır. Hiymen (kızlık zarı) vajinanın girişini kaplayan ince bir
zardır. Bu zarın kenarları arasındaki delikten adet kanı dışarıya akar.
İç Genital Organlar: İç genital organlar vajina, serviks (rahim ağzı), uterus (rahim),
fallop tüpleri (yumurtalık kanalları) ve yumurtalıklardan oluşur. Vajina, vulvadan rahme doğru uzanan ve kaslardan oluşan bir yapıdır. Serviks (rahim ağzı) rahmin daralan uç kısmıdır. Vajina ile rahim arasındaki bağlantıyı sağlar.
Rahim ağzındaki açıklık adet kanının geçmesine izin verirken mikropların rahme ulaşmasını engeller. Uterus
(rahim) armut şeklinde bir organdır. Rahim endometrium adı verilen ve
her adet döneminde kalınlaşıp adet kanaması ile dökülen bir doku
ile kaplıdır. Bu doku gebelik sırasında bebeğin yerleşmesine ve
gelişmesine olanak sağlar. Rahim, vajinadan rahim ağzı ile yayılır. Fallop tüpleri (yumurtalık kanalları) rahim ile yumurtalıklar arasında uzanan kanallardır. Yumurtalıklardan
salınan yumurtanın döllenmesi bu tüplerde gerçekleşir. Döllenen yumurta tüplerden geçerek rahme ulaşır. Yumurtalıklar
rahmin iki yanında bulunan ceviz büyüklüğünde yapılardır. Kadınlık
hormonlarını salgılayan yumurtalıklardan ergenlik
döneminden menopoz dönemine kadar her ay bir yumurta olgunlaşarak
atılır. ADET SİKLUSU Ergenlik
döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve
progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet
siklusu bu hormonlar tarafından düzenlenir. Kız çocukları doğduğunda
yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta vardır. Doğumdan ergenlik
dönemine dek geçen süre içinde yumurtaların bir kısmı dejenere olur.
Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta
olgunlaşarak atılır. İlk adet kanamasına menarş denir. Adet kanaması
9-16 yaşları arasında başlar.
1-14 Gün: Bu günler siklusun östrojen fazı olarak da adlandırılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün östrojen en düşük düzeydedir.
Hipofiz bezine gönderilen sinyaller ile FSH adı verilen hormon salınır, bu hormon yumurtalıklardan östrojen üretimini uyarır.
1. Gün: Adet
kanaması başlar. Miktarı önemli olmamakla birlikte kanamanın başladığı
ilk gün siklusun 1. günü
olarak sayılır. Kanama genellikle 28 günde bir görülür. Bu dönemde
yumurtalıklardan salınan yumurta döllenmediği takdirde rahmin iç
tabakası ile beraber atılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün sancılı
geçebilir.
2-5. Gün: Kanama
giderek azalır.
6. Gün: Kanama durur, bu arada yumurtalıklarda folikül adı verilen kese içinde bulunna yumurta büyümeye devam eder.
7-12. Gün: Yumurtayı içinde bulunduran kesecik büyür ve östrojen üretimi devam eder.
Rahmin iç tabakası giderek kalınlaşır.
13-14. Gün:
Ovulasyon (yumurtlama), olgunluğa erişen yumurtanın yumurtalıklardan
salınmasıdır. Bu dönemde cinseli lişkide bulunulursa gebelik
gerçekleşebilir. Ovulasyonun (yumurtlamanın)
gerçekleştiği günlerde karnın alt kısmında ve kasıklarda hafif ağrı
olabilir. Çok az kanamanın da görülebildiği bugünlerde vücut ısısı
artar.
15-28. Gün: Adet siklusunun ikinci yarısında yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon
salınır. Progesteronun etkisi ile rahminiç tabakası kalınlaşarak gebeliğe hazırlanır.
15-18. Gün: Yumurtalıklardan salınan yumurta tüpler aracılığı ile rahme gelir. Bu arada östrojen düzeyi düşmeye başlar ve yumurtalıklardan
progesteron adı verilen hormon salınır.
19-20. Gün:
Rahim gebeliğe hazırdır. Progesteron endometrium adı verilen rahmin iç
tabakasının kalınlığını arttırır. Premenstrual sendroma da neden olan
bu hormon duygusal değişikliklere ve
ciltte bozukluklara yol açar.
21-28. Gün: Progesteron
ve östrojen yüksekliği devam eder. Bunlar göğüslerde ağrı ve
hassasiyete, vücutta su toplanmasına ve belli gıdalara karşı aşırı
istek duyulmasına neden olur. Tuzlu gıdalar
yenildiğinde vücutta şişlik artar. Yumurta döllenmediği zaman gebelik
oluşmaz, progesteron ve östrojen düzeyi düşer ve adet kanaması başlar.
ADET SİKLUSU İLE İLGİLİ MERAK ETTİKLERİNİZ
Adet kanamaları başlamadıysa?
Adet kanamaları 9-16 yaşları arasında başlar. Spor yapan
kızların yanında çok zayıf olan ve gelişmenin başladığı dönemlerde kilo
veren kızlarda da menarş (ilk adet kanaması) gecikebilir.Genç kız 15
yaşına gelmesine rağmen hala adet kanamaları
başlamadıysa bir hekime başvurup kontrolden geçmesi gerekir. Hekim
genital organları kontrol eder. Bazı kızlarda vajinanın girişinde
bulunan zarda normalde bulunması gerken ve adet kanının dışarı akmasına
olanak veren açıklık bulunmaz. Çok nadir
vakalarda ise vajina veya rahim gelişmemiş olabilir.
Adet kanamaları hangi sıklıkla olur?
Adet
kanaması ayda bir olur. 25-30 gün arasında süren adet siklusları
normaldir. Adet kanaması 3-7 gün s ürer. İlk günlerde daha fazla
olan kanama giderek azalır. Adet kanamalarının başladığı dönemlerde bu
kanamalar her ay aynı şiddette olmayabilir. Kanama bir ay daha fazla,
diğer ay çok daha az olabilir.
Adet kanamaları düzensizse?
Adet
kanamaları vücut
ağırlığı, diyet, heyecan, stres, egzersiz ve hastalıklardan etkilenerek
düzensizleşebilir. İlk yıllarda adet sikluslarının uzunluğu değişir.
İlk 1-2 yıl adet kanamalarının düzensiz olması normaldir. Menarştan
sonra üreme organları ve hormonların uyum
içinde çalışmasının düzene girmesi zaman alır.
Adet siklusları çok uzunsa?
Bazı
kızlar yılda sadece 3-4 kez adet görür. Stres, ağır egzersiz, ani kilo
kaybı ve diyet nedeni ile adet siklusları çok uzun sürebilir. Bunun
dışında
hormonal dengesizlikler de bu sürenin uzamasına yolaçar. Polikistik
over sendromu adı verilen kilo fazlalığı, aşırı tüylenme ve adet
düzensizliklerinin görüldüğü durumda yılda sadece 3-4 kez adet görülür.
Adet siklusları çok kısaysa?
Stres, bazı tip egzersizler ve yaşam tarzındaki değişiklikler
nedeni ile adet siklusları 21 günden daha kısa sürebilir. Bu durumda
hekime başvurarak kontrolden geçmek gerekir. Fazla kanama kansızlığa
neden olur. Kansız olan kişiler demir
içeren besinlerden daha fazla yemeli veya demir hapları kullanmalıdır.
Adet kanamalarının kaç günde bir olduğu, kanamanın kaç gün sürdüğü,
kanama miktarı ve kramp gibi şikayetler not edilerek hekime
iletilmelidir.
Bir ay adet görmemek
önemli midir?
Stres,
hastalık, kilo kaybı gibi nedenlere bağlı olarak birkaç ay adet
görülmeyebilir. Birkaç ay adet kanaması olmadığında hekime başvurulması
gerekir.
Adet kanaması sırasında ne gibi ürünler kullanılmalıdır?
Adet kanaması sırasında en sık kullanılan ürünler pedlerdir.
Bunlar iç çamaşırına yerleştirilen ve emiciliği fazla olan ürünlerdir.
Bunlar adet kanını emerek, pedin iç katlarına alır. Bir diğer yöntem
ise tampon kullanımıdır. Tampon ülkemizde
çok yaygın kullanılmayan bir üründür. Genç kızlar için üretilmiş ve
vajinanın girişindeki zara zarar vermeyen tipleri de vardır. Cinsel
hayatı aktif olan kişiler tamponu daha rahat kullanır. Tampon
kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar
vardır. Tampon kullanılması Toksik Şok Sendromu olarak adlandırılan
önemli bir sağlık sorununa neden olabilir. Tampon kullanan kişilerin
tamponu mutlaka 4-6 saatte bir değiştirmeleri ve temizlik kurallarına
çok dikkat etmeleri gerekir.
Adet kanaması sırasında denize girilebilir mi?
Eskiden
bu dönemde denize girilmemesi, spor yapılmaması ve normlade yapılan bir
çok aktiviteden uzak durulması gerektiğine inanılırdı. Gerekli korunma
sağlandığında yüzme ve diğer
sporlar yapılabilir. Ağrı ve krampları olan genç kızlar bu aktiviteleri
yapmaktan kaçınmalıdır.
Premenstrual Sendrom (PMS) nedir?
Premenstrual
Sendrom (PMS) bir çok genç kızın karşılaştığı bir durumdur.
Premenstrual Sendroma
bağlı yakınmalar adet kanamasından 1-2 hafta önce başlar. Duygusal
değişiklikler, göğüslerde ağrı ve hassasiyet, vücutta şişlik,
sivilcelerin çıkması ve yorgunluk en sık görülen yakınmalardır. Bu
yakınmalar adet kanamasının başlaması ile geçer. PMS
yumurtlama döneminden sonra görülür. Östrojen ve progesteron hormonları
beraberce bu bulgulara neden olabilir. Sağlıklı beslenmek, fazla
karbonhidrat içeren öğünlerden, çikolatadan, çok tuzlu yiyeceklerden,
kafein içeren kolalı içecekler ve kahveden
uzak durmak ve dinlenmek ve bu yakınmaları önleyebilir.
Adet kanaması sırasında görülen kamplara ne yol açar?
Genç
kızların bir kısmı adet kanaması başlamadan önce ve kanama sırasında
karın ve kasık bölgesinde şiddetli
ağrılardan yakınır. Bu kramplar genellikle hafif olmasına rağmen bazen
genç kızların günlük yaşantısını devam ettirmesini engelleyebilecek
kadar şiddetli olabilir. Genç kızların yarısından çoğu kramplardan
yakınırken, her 7 genç kızdan birinde
ağrılar çok şiddetlidir. Adet kanaması ile rahmin iç tabakası dökülmeye
başlar ve prostoglandin adı verilen maddeler salınır. Prostoglandinler
rahimdeki düz kasların kasılmasına neden olur. Rahimdeki düz kasların
kasılması sırasında şiddetli kramplar
hissedilebilir. Prostoglandin düzeyi bazen çok yükselir bu durum
ağrının çok fazla olmasına neden olur. Rahim ile rahim ağzı arasındaki
kanalın dar olduğu genç kızlarda bu kramplar daha şiddetli olur. Ayrıca
stres de bu krampların şiddetini
arttırabilir.
Adet kanaması sırasındaki kramplara başka yakınmalar da eşlik eder mi?
Bu
kramplara baş ağrısı, bulantı, kusma, sık idrara çıkma ve barsak
hareketlerindeki değişikliklere bağlı ishal veya kabızlık eşlik
edebilir.
Kramplar nasıl tedavi edilir?
Yeteri kadar
dinlenme, uyku ve düzenli egzersiz yapılması krampların şiddetini
azaltır. Karın bölgesine sıcak pedlerin yerleştirilmesi de ağrıyı
azaltabilir. Karın bölgesine sıcak su torbası
uygulanabilir, fakat kullanılan su çok sıcak olmamalıdır. Prostoglandin
üretimini azaltan ağrı kesiciler kullanılabilir. Ağrı kesicileri
kullanmaya kramplar şiddetlenmeden başlamak gerekir. Ağrı kesicileri
kullanmaya tahmini adet kanamasından bir gün
önce başlanması ve ilaca kanama başladıktan sonra 1-2 gün daha devam
edilmesi önerilir.
Ağrı kesiciler adet kanamasının artmasına neden olur mu?
Aspirin
dışındaki ağrı kesiciler kanamanın artmasına neden olmaz. Ağrı
kesicileri
kullanmadan önce hekime danışılması ve ilacın yan etkilerinin
öğrenilmesi gerekir. Başkalarında herhangi bir probleme neden olmayan
bir ilaç size zararlı olabilir.
Adet döneminde sigara içmek zararlı mıdır?
Sigara
içmek
sağlığınızı olumsuz etkiler. Yapılan bilimsel çalışmalarda sigagranın
üreme sağlığını da olmusuz etkilediği gösterilmiştir. Sigaranın
içerdiği nikotin kan damarlarının büzüşmesine ve organların oksijen
ihtiyacının karşılanamamasına yolaçar. Sigara
adet sikluslarınnı düzenini bozarak ileride çocuk sahibi olmayı
zorlaştırabilir.
Adet kanaması sırasında pıhtıların gelmesi normal midir?
Kanamanın
fazla ve krampların olduğu ilk günlerde pıhtıların gelmesi normaldir.
Vücudunuzda pıhtılaşmayı önleyen faktörler üretilir. Kanamanın çok
yoğun olduğu günlerde üretilen bu faktörler yetersiz kalabilir ve
pıhtılaşma olur. Fakat her zamankinden büyük pıhtılar geliyorsa hekime
başvurulması gerekir.
Adet
kanamaları arasındaki dönemde de kanama olur mu?
Adet
kanamaları arasındaki dönemde lekelenme şeklinde kanamalar olabilir.
Ara kanamaların en sık nedeni yumurtlama döneminde (yumurta
çatladığında) görülen kanamadır. Bu durum endişelenmeyi
gerektirmez. Üreme organlarındaki enfeksiyonlar ve tümörler de ara
kanamalara ve lekelenmelere yolaçar.
JİNEKOLOJİK MUAYENE
İlk jinekolojik muayeneden korkmayın
Jinekoloji,
cinsel sağlığı ve üreme sağlığını
korumaya yönelik kadınlara özel tıbbi bir bakımdır. Bu bakım,
hastalıklardan korur, kanserlerin erken tanısını, üreme organlarını
etkileyen enfeksiyonların erken tanı ve tedavisini ve daha sonra
görülebilecek kısırlık gibi komplikasyonların
önlenmesini sağlar.
Jinekoloğa başvurulduğunda yapılacak işlemler
Bir
çok genç kız için ilk jinekolojik muayene oldukça tedirgin edici
gözükse de önemi düşünülmdüğünde bu randevunun kesinlikle ertelenmemesi
gerekir. Bir genç
kızın bu randevuda nelerle karşılaşacağını bilmesi endişelerini
yenmesinde yardımcı olur. Öncelikle kişisel, ailesel, cinsel ve tıbbi
öyküler alınır. Jinekolojik muayene yapılır ve laboratuvar testleri
istenir. Muayenenin adet kanamasının olmadığı
bir dönemde yapılması gerekir. Adet kanaması hem laboratuvar
testlerinin sonuçlarını hem de muayeneyi etkiler. Muayene önesindeki
birkaç gün vajinal duş ve krem kullanımından kaçınmak gerekir.
Sorulmak istenen soruların belirlenmesi;
Jinekologla ilk randevudan önce sorulmak istenen soruların
belirlenerek not alınması randevunun daha verimli geçmesini sağlar.
Jinekoloğa verilen bilgilerin ve aktarılan şikayetlerin eksiksiz olması
gerekir. Jinekoloğa verilen tüm özel
bilgiler gizli kalır. Yanlış ya da eksik bilgi verilmesi tedaviyi ve
sorunların belirlenmesini olumsuz etkiler.
İlk jinekolojik muayenede doktora verilmesi gereken bilgiler nelerdir?
Tıbbi öyküde neler aktarılmalı; - Son
adet tarihi
- Adet sikluslarının uzunluğu
- Adet kanamasının ne kadar sürdüğü
- Ara kanamaların olup olmadığı
- Genital ağrı, kaşıntı ve akıntı varlığı
- Başka bir tıbbi problemin olup olmadığı
- Aile
fertlerinde görülen hastalıklara ait bilgiler
- Önceden geçirilmiş hastalıklar, cerrahi işlemler ve kullanan ilaçlara ait bilgiler
- Sigara, alkol ve beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi
Birçok
genç kız ilk jinekolojik muayene
öncesinde son derece tedirgin olur. Oysa jinekolojik muayene ağrıya yol
açmayan kolay ve beş dakikadan fazla sürmeyen bir işlemdir. İlk muayene
öncesinde kişinin kendini rahatsız hissetmesi son derece doğaldır ve
muayenede neler yapılacağı konusunda
önceden bilgi sahibi olmak endişeleri azaltır.
Muayene nasıl yapılır?
Jinekolojik
muayene ile genital organların durumu ve jinekolojik problemler
değerlendirilir. Jinekolojik muayene için iç çamaşırının çıkarılıp,
jinekolojik
muayene masasına yatılması istenir. Bu sırada karın ve bacakların
örtülebileceği bir örtü verilir ve muayene başlamadan önce masanın uç
kısmına kayarak ayakların muayene masasının iki yanında bulunan özel
ataçmanlara geçirilmesi istenir. Doktorun
muayene yapabilmesi için bacakları ayırarak yatmak gerekir. Bu
pozisyonda kişinin kendini rahat bırakması muayene işlemini çok
kolaylaştırır. Doktor eldiven giyerek dış genital organları muayene
eder. Kızarıklık, tahriş, kist ve siğil olup olmadığını
kontrol eder. Çok kısa süren bu işlem herhangi bir acı vermez. Karından
yapılacak ultrasonografi ile üreme organları değerlendirilir.
Jinekolojik muayene sonrasında doktor idrar tahlili ve kan sayımı gibi
birkaç tahlil isteyebilir.
Jinekolojik açıdan ilk muayene için “18 yaş”tan bahsedilse de
yaşa bakılmadan mutlaka jinekolojik kontrolden geçilmesini gerektiren
durumlar vardır;
- Karnın alt bölgesinde ağrı
- Adet düzensizlikleri, adet kanamasının
olmaması veya aksaması
- Anormal kanamalar
- Dış genital organlarda ağrı, şişlik, kaşıntı, kitle ve yaralar bulunması
- Vajinal akıntı, kaşıntı ve ağrı olması
- On beş, on altı yaşına gelinmesine rağmen adet kanamasının
olmaması
- Cinsel temas yoluyla geçen hastalıklara maruz kalınması
GENİTAL HİJYEN VE ENFEKSİYONLAR
Genital
hijyenin sağlanması, kadın sağlığı ve üreme sağlığının korunmasındaki
en önemli basamaktır. Sağlıklı bir genç
kızda genital organlar flora olarak adlandırılan birçok
mikroorganizmayı içerir. Bu mikroorganizmalar arasındaki dengenin
bozulması enfeksiyonlara yol açarak üreme sağlığına zarar verebilir.
Genital temizlik nasıl yapılmalı?
- Tuvalet sonrası temizlik mutlaka önden arkaya doğru yapılmalı
- Temizlik yapıldıktan sonra genital bölge mutlaka kurulanmalı
- Kokusuz ve ernksiz tuvalet kağıdı kullanılmalı
- Vajinal duş, sabun, pudra ve sprey kullanımından
kaçınılmalı
- Banyo yaptıktan veya havuza girdikten sonra genital bölge iyice kurulanmalı
- Pamuklu iç çamaşırları kullanılmalı
- İç çamaşırları sık değiştirilmeli ve yıkandıktan sonra ütülenmeli
- Dar, sıkı, bedene uygun
olmayan iç çamaşırları ve pantolon giyilmemeli
Adet kanaması sırasında genital temizlik nasıl yapılmalı?
- Kullanılan pedlerin kokusuz ve renksiz olmasına dikkat edilmeli
- Pedler
sık değiştirilmeli. Kullanılmamış pedler
poşetlerin veya temiz bir yerde kapalı tutulmalıdır. Açıkta duran ve
kirli ellerle ellenen pedler mikrop taşıyarak enfeksiyonlara neden
olabilir.
- Belli bir cins ped kullanımından sonra kaşıntı, kızarıklık ve yanma gibi problemler olduğunda
farklı bir ped denenerek yakınmalara yol açmayan bir ürün tercih edilmelidir.
- Bu
dönemde banyo yapılmasında hiçbir sakınca yoktur. Küvete sıcak su
doldurarak yıkanmaktan kaçınılmalıdır. En uygun olanı ayakta duş
alınmasıdır.
- Adet
döneminde kötü kokulardan kaçınmak için parfüm ve kolonya gibi ürünler
fazla miktarda kullanmanın yararı yoktur. Özellikle genital bölgeye
kolonya veya parfüm sürmekten ve kokulu pedler kullanmaktan
kaçınılmalıdır.
Sağlıklı vajina
nasıl olmalıdır?
Sağlıklı
bir genç kızda vajina, vajinal florayı oluşturan birçok mikroorganizma
içerir. Normal vajinal salgılar kokusuz ve renksizdir. Cinsel aktivite,
yaş, menstrual siklusun dönemi, genel sağlık durumu ve beslenme
vajinal salgıda değişikliklere yol açabalir.
Vajinal florada
yer alan mikroorganizmalar arasındaki denge bozulduğunda bu
mikroorganizmalardan biri veya birkaçı fazla çoğalarak enfeksiyonlara
yol açar. Vajinal enfeksiyonlarda vajinal salgının
miktarı, rengi ve kokusu değişir. Genç kızlarda en sık mantarların yol
açtığı enfeksiyonlar görülür.
Hangi durumlarda vajinal enfeksiyonlar daha sık görülür? - Genital bölgenin nemli kalması,
- Dar ve sıkı iç
çamaşırlarının giyilmesi,
- Genital bölgenin temizliğine dikkat edilmemesi,
- Vajinal duş, sprey gibi kimyasal maddeler içeren ürünlerin kullanılması,
- Vücut ağırlığının normalden fazla olması,
- Şeker hastalığı
- Uzun süre antibiyotik kullanılması,
vajinal mantar enfeksiyonlarının sık görülmesine yol açar.
Vajinal mantar enfeksiyonları hangi yakınmalara yol açar? - Kaşıntı ve hassasiyet
- Beyaz peynirimsi vajinal
akıntı
- İdrar yaparken yanma
Hijyenik
kurallara dikkat edilerek bu enfeksiyonlardan korunmak mümkündür. Bu
enfeksiyona ait yakınmalarınız olduğunda mutlaka hekime danışarak
tedavi olmanız gerekir.
ERGENLİK DÖNEMİNDE SIK
KARŞILAŞILAN DİĞER PROBLEMLER
Ergenlik döneminde yüzde tüylenme olur mu?
Ergenlik
döneminde androjenler (erkeklik hormonları) arttığı için bir miktar
tüylenme olur. Tüylenme fazla ve adet kanamaları da düzensiz ise bir
hekime başvurulması gerekir. Pilikistik over sendromu olarak
adlandırılan hastalıkta aşırı tüylenme, adet düzensizlikleri,
sivilcelenme ve şişmanlık görülür. Bu hastalığın tanısı ultrasonografik
inceleme ile konur ve hormon preparatları ile tedavi
yapılır. Kilo verilmesi de hastalığın tedavisinde önemli bir
basamaktır.
Fazla spor yapmak zararlı mıdır?
Düzenli
egzersiz ve spor yapmak sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Fazla ve ağır
spor yapan genç kızlarda bu duruma
beslenme bozukluğu eklendiğinde östrojen (kadınlık hormonu) azalır.
Adet sikluslarının düzeni bozulur ve amenore (adet kanamasının hiç
olmaması) görülür. Östrojen eksikliğine bağlı kemik erimesi başlar.
Ağır spor yapan kızların % 60’ında amenore
görülür.
Aşağıdaki bulgular görüldüğünde hemen hekime başvurulması gerekir.
- Kilo kaybı
- Düzensiz adet kanamaları ve amenore
- Yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu
- Kas yaralanmaları
- Kemiklerde
stres kırıkları (bir travma olmadan meydana gelen kırıklar)
Bu
durum uzun süre tedavi edilmediğinde kemiklere, üreme sağlığına ve
kalbe kalıcı zararlar verebilir. Beslenme düzenlenerek, kalsiyum ve
vitamin takviyesi yapılmalıdır. Gerektiğinde
hormon preparatları da kullanılabilir.
Fazla spor yapıldığında;
Adet kanamalarının tarihleri kaydedilerek izlenmeli,
Öğün atlamadan ve düzenli beslenmeli,
Bayan atletlerle çalışan diyetisyenlerden beslenme ile ilgili
tavsiyeler alınarak, gerektiğinde vitamin, kalsiyum ve demir takviyesi yapılmalı,
Sporu genç kızın kendisi için yaptığı ve sağlığın her şeyden önemli olduğu unutulmamalı. Ergenlik dönemi niye gecikir?
En sık görülen
neden yapısal gecikmedir. Araştırıldığında ailenin diğer bireylerinden bir kısmının da ergenlik dönemine geç girdiği öğrenilir.
Şeker, astım, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıklar,
Beslenme bozuklukları,
Hipofiz ve
tiroid bezlerindeki bozukluklar,
Genetik hastalıklar ergenlik döneminin gecikmesine yol açar.
Her
100 gençten birinde ergenlik dönemi gecikir. Bu durumda genç kızın
ailesi ile beraber bir hekime başvurması ve gecikme nedeninin
belirlenerek tedavi edilmesi gerekir.
Ferti-Jin Kadın Sağlığı Merkezi
           0 212 287 57 75 |
Bu tesiste hem
çocuklara hem de ailelerine hizmet vermeyi amaçlayan LÖSEV, kentin
hayata geçmesi için devletten arsa bekliyor. Kentte hastane, okul,
aileler için atölye ve tarım alanları olacak...
“Lösemili Çocuklar Kenti”nin hayata geçmesi
hükümetin elinde. Lösemili Çocuklar Vakfı’nca içinde hastanesi, kemik
iliği nakli ünitesi, okulu ve atölyeleri olan büyük bir tesis olarak
planlanan kentin hayata geçmesi için tek eksik olan ise arsa. Kentin
kurulacağı arsanın kendilerine tahsis edilmesi için Başbakan Erdoğan’a
seslenen LÖSEV, “bu proje hayata geçtiğinde Türkiye’de lösemi diye bir
sorun kalmayacak” diyecek kadar iddialı.
Yıllardır lösemili çocuklara ve ailelerine hem tedavi hem maddi destek
sağlayan LÖSEV, artık hizmetlerini Lösemili Çocuklar Kenti’nde
sürdürmeyi amaçlıyor. İçinde 100 yataklı bir hastane ve kemik iliği
nakli merkezi olması planlanan merkezde, çocuklar ve aileleri için de
tüm imkanlar düşünülmüş. LÖSEV Genel Koordinatörü Hülya Ünver,
“Gerçekten çok büyük bir kompleks. İçinde hastanesi, polikliniği,
okulu, alışveriş merkezi, kültür merkezi, spor salonu, anneler için
atölyeleri hatta, organik tarım yapılacak küçük bir alanı bulunacak.
Dolayısıyla apart evler, ailelerin kalabileceği konuk evleri olacak.
Gerçekten bu proje hayata geçtiği zaman ülkemizde lösemi diye bir sorun
kalmayacak” dedi. Projesi ve finansal kaynakları hazır olan
kentin, hayat geçmesi için tek gereken ise arsa. Bunun için internet
sitesinde “arsa için 5 milyon tık” kampanyası başlatan ve bir ayda
amacına ulaşan LÖSEV, hükümetten destek bekliyor. Ünver,
“Bunun için de açıkcası devletimizin bize bir arsa tahsis etmesini
bekliyoruz. Tabii ki bu arsanın merkezi bir noktada olmasını arzu
ediyoruz. Özellikle diğer hastanelerle bağlantı halinde olabileceğimiz
bir noktada olmasını arzu ediyoruz” dedi. http://www.losev.org.tr/dergi/kent.htm
Cahil cesareti : Bitkisel tedavi?
Elazığ’da dizi
ağrıdığı için düğün çiçeğinin yapraklarını ezerek dizine bağlayan Akif
Durmuş’un (73) dizinde, 2 ve 3’üncü derecede yanıklar meydana geldi.
Akif Durmuş’u tedavi eden Fırat Tıp Merkezi
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd.
Doç. Dr. Alpagan Mustafa Yıldırım, Durmuş’un diz ağrısı nedeniyle
doğada bulunan düğün çiçeğinin yapraklarını hamur haline getirip dizine
sardığını söyledi. Yıldırım’ın daha fazla ağrı hissetmesi nedeniyle sargıyı kaldırdığını
ve sarılan yerde sulanma ve yara belirtileri gördüğünü anlatan Alpagan,
“Birkaç gün sonra da bize başvurdu. Dizinde tamamen yanık benzeri bir
yara vardı. Genel olarak ikinci, çok küçük bir yerde de üçüncü derece
yanık vardı. Hastamızı tedavi ediyoruz. Şu anda küçük bölgedeki üçüncü
derece yanık kısmı dışında iyileşmiş durumda” dedi. Yıldırım,
“Bitkiler bilinçli şekilde ya da eczacılar tarafından hazırlandığında
ancak kullanılabilir. Halkımız kendi kendine bitkilerden deva aramasın”
diye konuştu. Akif Durmuş ise şeker hastası olduğu için dizinde
yaşadığı ağrı nedeniyle köydeki yaşlı bir kişiden bu yönde tavsiye
aldığını söyledi. Düğün çiçeğinin yapraklarını ezdikten sonra
dizinin ağrıyan kısımının üzerine koyduğunu anlatan Durmuş, “Gece
yarısında çiçeği sardığım bölge sulanmaya ve sulanan yerleri deşmem
üzerine sarı bir su akmaya başladı. Bu durum 2-3 gün devam etti. Ondan
sonra hastaneye geldim” dedi.
Sivilce ya da yaygın
isimlendirilmesi ile ergenlik sivilcesi yağ
üreten bezlerin uzun süren ve tekrarlayan
iltihabi bir hastalığıdır.

Deride siyah noktalar,
kızarık sivilceler, bazen derin kist ve
nodüller, tedavi edilmediğinde de izlerle
kendini gösterir. Çoğunlukla ergenlik
çağında başlar. Bununla beraber ergenlik
çağına has değildir ve yirmili otuzlu
yaşlarda da başlayabilir. Kadın ve erkekte
eşit sıklıkta görülür. Bazen ergenlik
çağından erişkine kadar uzun yıllar devam
edebilir.
Derinin yağlı
bölgelerinde ortaya çıkar. Çoğunlukla yüz,
boyun, sırt, göğüs, omuzlar ve bazen
kalçalarda görülür. Tedavi ihmal edildiğinde
iz kalır ve en çok yüz bölgesindeki izler
estetik açıdan problem yaratır.
Birden fazla faktörün
biraraya gelmesiyle akne oluşur. Bunları
başında kalıtım gelir. Diğer önemli faktör
hormonal uyarıdır. Bir kez yağ bezinin boyun
kısmı tıkanıp genişlemiş siyah nokta
(komedon) oluştuktan sonra, propionibacterium
acnes adı verilen ve normal şartlarda derimizde
bizimle dost olarak yaşayan, az sayıdaki
bakteri çoğalma fırsatı bulur ve aknenin
artmasına katkı yapar. Akne bulaşıcı
değildir. Hormonların etkisi hariç tutulursa
herhangi bir iç organ hastalığının belirtisi
de değildir. Hormonal etki yumurtalık ve
böbreküstü bezlerinden salgılanan androjen
grubu hormonlar tarafından oluşturulur. Kan
androjen hormon düzeyleri normal olsa da bu
hormonlara deri duyarlılığı söz konusu
olabilir ve yine akne oluşabilir. Kan androjen
düzeyleri yüksekse bunun ayrıca
araştırılması ve tedavisi gerekir. Kan hormon
düzeyinin yüksekliği çoğunlukla tedaviye
dirençli ve şiddetli akne meydana getirir ve
bazen kıllanma ve saç dökülmesi gibi ek
belirtiler de verir. Akne tedavisinde bilinmesi gereken püf noktalar:
Akne uzun sürelidir,
dolayısıyla uzun süre tedavi gerektirir.
Akne tedavi edilmezse iz
kalma riski artar.
Kişinin evde yüzüyle
oynaması, sıkması, kaşıması, iz kalma
riskini artırır.
Akne bir deri
hastalığıdır.Tedavisi deri hastalıkları
uzmanı hekimin alanına girer.
İlaç tedavisi kişiye
göre değişir. Bu nedenle arkadaştan,
komşudan ilaç tavsiyesi almak
yanlıştır.Tedavide kullanılan ilaçlar çok
çeşitlidir. İlaç seçimini hekim, hastanın
yaşına, cinsiyetine, sivilcelerin şiddetine,
yaygınlığına göre yapar. Her ilaçher
hastada uygun olmayabilir. Belirli aralıklarla
ilaçların değiştirilerek kullanılması, tüm
ilaçlarda belli aralıklarda kontroller
gereklidir. Aknelerinizden kurtulmak için ne yapabilirsiniz ? Yardım
için bir eczacıya veya doktorunuza başvurmanın yanısıra, aknenizi
etkileyecek şeylerden uzak durarak da kendinize yardım edebilirsiniz.
Sadece yıkamak tek başına akneyi iyileştirir mi ? Sadece
yıkamak aknenizi iyileştirmeyecektir. Tüm yaptığı deri yüzeyini aşırı
yağlanmadan uzak tutmaktır.Deriyi temiz tutmanın kesinlikle birtakım
yararları olmakla birlikte, aşırı temizlemeye dikkat edin. Belli bir
miktar sebum, derinin, çok fazla kurumasını önlemek için gereklidir;
dolayısıyla aşırı yıkama ve ovuşturma yarardan çok zarar getirebilir.
Tavsiye: Sade ve parfümsüz bir sabun deneyin. Eğer kullandığınız sabun
derinizi tahriş ediyorsa, başka bir sabun deneyin.
Kozmetik ürünler akneyi artırırlar mı ? Genç
kızlar arasında, aknelerini makyaj ile gizlemeye çalışma eğilimi
vardır. Bu, lekeleri nadiren kapatır ve deri gözeneklerini tıkar - bu
neredeyse aknenin daha da kötüleşmesini garanti altına alan bir
durumdur. Eğer makyaj yapmak istiyorsanız, hafif makyaj yapın ve soğuk
krem değil hafif ve yağsız bir losyon deneyin. Tavsiye: Yüz
pudraları, dudak boyaları, göz kalemi, eyeliner ve rimel kesinlikle
akneye neden olmaz ve nadiren deriyi tahriş eder.
| | |