LiNKLER

  • Ana Sayfa
  • Rehberturk
  • TürkAramamotoru
  • Müzik klipleri
  • Adam Kariyer
  • Doktor Sağlık
  • TürkHaberci

« Önceki |

18/10/2007

Sonbahar ayları geldi depresyona dikkat!

Mevsimsel depresyonu olanlar önlem almalı

Çağımızın hastalığı depresyon özellikle sonbahar mevsimi ile ilişkilendirilir. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Erkmen, “Bahar depresyonu özel bir depresyon tipi değildir. Yapılan çalışmalarda depresyonun mevsimsel olduğu ortaya konmuştur” dedi.

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında, tüm dünyada yapılan çeşitli etkinliklerle psikolojik sorunlara dikkat çekiliyor... Çağımızın hastalığı depresyon özellikle sonbahar mevsimi ile ilişkilendirilir. Sonbahar depresyonu var mı? Sonbaharı bahane mi ediyoruz? Hangi belirtiler depresyon habercisi?... Medical Park Bahçelievler Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Erkmen, mevsimsel depresyon ile ilgili sıkça gündeme gelen konulara açıklık getirdi.

Doç. Dr. Hüsnü Erkmen, toplumda sıkça dile getirilen bahar depresyonunun özel bir depresyon tipi olmadığına dikkat çekti: “Bahar depresyonu özel bir depresyon tipi değildir. Ancak bahar aylarında gelen depresyon tipine eskiden bu isim verilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalarda bu durumun sadece bahar mevsimine özel olmadığı bazı insanlarda depresyonun mevsimsel olduğu anlaşılmıştır. Bugün daha ziyade mevsimsel depresyondan bahsedilmektedir. Sadece bahar aylarında değil her mevsim ortaya çıkabilen depresyonlar vardır. “

Erkmen, mevsimin değişmesiyle birlikte ortaya çıkan duygusal değişiklikler hakkında bilgi verdi: “Mevsim değişiklikleri ile sadece hastalarda değil hemen herkeste duygusal değişiklikler oluşur. Çoğu insan ilkbaharda kendini coşkulu, sonbaharda  hüzünlü hisseder. Depresyon gibi bir duygulanım hastalığı olanlarda bu çok daha belirgindir. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında daha iyi hissetmek, sonbahar ve kış aylarında ise daha  kötü hissetmek şeklinde görülür. Ancak bunun tam tersi olan hastalar da vardır.”

Doç. Dr. Hüsnü Erkmen, mevsim değişikliği ile birlikte ortaya çıkan depresyona karşı önlem alınabileceğini belirtti: “Bazı mevsimlerde kişinin performansı belirgin olarak düşüyor ve depresyon belirtileri ortaya çıkıyorsa mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurmalı. Mevsimsel depresyonu zaten bilinen  kişiler ise psikiyatristleri ile çok iyi bir işbirliği yaparak mevsim başlamadan önce tedavilerini düzenlettirmeli, depresyon önleyici tedavi gerekiyorsa bunları uygulamalı, aktivitelerini ve normal yaşamlarını düzenli tutmaya çalışmalıdırlar.”

Doç. Dr. Hüsnü Erkmen, depresyon belirtilerini sıraladı: “Hastalık başladığı zaman kişide enerji ve ilgi azalır veya kaybolur, suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü, iştah kaybı, yaşamak istememe, ölüm ve intihar fikirleri ortaya çıkar. Duygusal olarak çökkündürler her şeye üzülürler. Ağlama sıklaşır ve kendisini ilgilendirmeyen şeyler için de ağlamalar başlar. Sıkıntı ve huzursuzluk vardır, hiç bir şeyden zevk alamaz olurlar, aktiviteleri azalır, işleri aksar, uyku bozulur, cinsel istek azalır, kendilerini yorgun hissederler, vücudun değişik yerlerinde ağrılar oluşur, ilişkileri aksar, toplumsal görevler ve mesleki işlevlerini gerçekleştiremezler.”

DEPRESYON TESTİ

En az iki hafta boyunca aşağıdaki yakınmalardan beşinin görülmesi depresyonu işaret ediyor.

1- Üzgün ve boş hissetme
2- Günün büyük bölümünde ilgi azalması ve zevk alma azalması
3- Nedensiz kilo alma veya kaybetme
4- Uykusuzluk veya aşırı uyuma
5- Yersiz aşırı hareketlilik veya uyuşukluk
6- Sürekli ve nedensiz yorgunluk, bitkinlik ve enerji kaybı
7- Değersizlik ve suçluluk duyguları
8- Düşünme konsantre olma yetisinin azalması, kararsızlık
9- Ölüm ve intihar düşünceleri, intihar planları yapmak.

10/5/2007

Kansız acısız kanser tedavisi

Prostat kanseri nedeniyle tedavi olan ancak vücudunda yeniden tümör tespit edilen Azmi Öğer (67) ABD ve Avrupa’da birçok hastanede tercih edilen ancak Türkiye’de ilk kez uygulanan ultrason dalgalarıyla robotik tedavi yöntemi (HIFU) sayesinde hayata döndü. Ameliyatı gerçekleştiren Hattat Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Androloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, Azmi Öğer’in Türkiye’de bu yöntemi uyguladıkları ilk hasta olduğunu söyledi.

YÖNTEM NASIL İŞLİYOR?

Prof. Dr. Hattat, yöntemin işleyişini şöyle anlattı: Ultrasonla prostatın görüntüleri üç boyutlu olarak bilgisayara aktarılıyor. Daha sonra 80-100 derecelik ısı etkisiyle tümürü yok ediyoruz. Direkt nokta atışı tabir edebileceğimiz bir sistem söz konusu. Sadece kanserli hücreleri hedef alıyor, iyi hücreleri etkilemiyor. Kesik yok, kan yok, acı yok, ameliyatsız bir tedavi.

İKİ GÜNDE SAĞLIĞINA KAVUŞTU

Yeni yöntemle sağlığına kavuşan Azmi Öğer ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: Operasyon çok rahat geçti. Hemen de taburcu edeceklerini söylediler. Sorunum iki günde halledilmiş oldu. Artık kendimi çok iyi hissediyorum.

SAĞLAM ORGANA ZARAR VERMİYOR

HIFU ile robotik prostat kanseri tedavisinin avantajları şunlar:

  • Etraftaki organlara hasar vermeden kanser dokusuna müdahale edilebiliyor.

  • Hasta radyasyonun zararlı etkilerine maruz kalmıyor.

  • Hastanede kalma süresi daha kısa.

  • Tedavi herhangi bir nedenle tamamlanamazsa diğer alternatif tedavi yöntemlerine geçiş imkanı var.

    Türkan YILMAZER
  • 22/4/2007

    Raşitizmin ilacı: D VİTAMİNİ

    Sağlık Bakanlığı Raşitizmi Önleme Bilimsel Kurulu Üyesi Prof. Dr. Behzat Özkan, raşitizm hastalığına yakalanan çocuklarda yapılan araştırmalarda annelerinin yeteri kadar D vitamini almadığının belirlendiğini, özellikle hamile kadınların doğuma üç ay kala D vitamini alması gerektiğini söyledi. Raşitizm hastalığının, kemik uçlarında D vitamini eksikliği sonucunda kıkırdak dokunun kemiğe ulaşamamasından meydana geldiğini belirten Özkan, hastalık sonucunda bacaklarda eğilme ve çarpıklık oluştuğunu vurguladı. Raşitizm hastalığına yakalanan 0-6 aylık bebeklerde araştırma yapıldığını dile getiren Özkan, “Araştırmalarımızda hastalığa yakalanan bebeklerin annelerinin hamilelik döneminde yeteri kadar D vitamini almadığı ortaya çıktı” dedi.

    Vücudunuz güneş görsün!
    Raşitizm hastalığının güneş ışınlarından yeteri kadar yararlanılamaması sonucunda oluştuğuna dikkat çeken Özkan, “Pencere kenarında oturup güneşlenmekle vücut ihtiyacı olan D vitaminini alamaz. Çünkü pencere camından güneş ışınları yeteri kadar gelmez. Çok kapalı giyimde deri güneş ışınları ile buluşamaz. Somon, ton, sardunya, yumurta önemli D vitamini kaynaklarındandır” diye konuştu.

    5/3/2007

    Pasif sigara içiciligi

    Yanan bir sigaranın dumanı ve sigara içen kişinin soluğu ile yaydığı dumanın bileşimidir. Ayrıca çevresel sigara içiciliği, duman olarak da adlandırılır (ETS= Environmental Tobacco Smoke, ÇSD= Çevresel Sigara Dumanı). Kokusuyla kolayca ayırdedilir. ÇSD kötü kokulu, yakıcı, göz ve burnu rahatsız edicidir. Daha da önemlisi sağlığı tehdit edicidir. ÇSD içinde 4000'den fazla kimyasal madde belirlenmiştir. Bunların en az 43 tanesi kanser yapıcıdır.
            Çevresel Sigara Dumanına Maruz Kalmak Sık Rastlanan Bir Durum mudur?
        A.B.D.'de erişkinlerin yaklaşık %26'sı sigara içiyor. 5 yaşın altındaki çocukların %50-67'si de en az bir erişkinin sigara içtiği evlerde yaşıyor. Ülkemizde bu oran çok daha üst seviyelerdedir.
            Kimler Risk Grubundadır?
        ÇSD herkes için zararlıdır. Ancak, anne karnındaki bebekler, küçük bebekler ve çocuklar daha büyük risk altındadır. Çünkü gelişmekte olan akciğer, beyin gibi organlar zarar görürler.
            Anne Karnındaki Bebeğe ve Yeni Doğanlara Etkileri

       Anne ve bebek arasında hamilelik boyunca bir kan dolaşımı ve bu yolla bir alışveriş vardır. Sigara içen hamile kadınlarda bu dolaşım değişir. Uzun dönemde ne gibi sağlık sorunlarına yol açtığı henüz bilinmiyor. Ama bazı çalışmalar hamilelikte sigara içmenin yarık damak-dudak gibi doğum anomalilerine yol açtığını göstermiştir.
       Sigara içen annelerin daha az sütü vardır, bebekleri düşük doğum ağırlıklıdır. Sigara içen anne çocuklarında "Ani Bebek Ölümü Sendromları"na daha sık rastlanır. Bu da 1-12 aylık bebeklerin en sık ölüm nedenidir.
            Çocuk Akciğerleri ve Solunum Sistemi
        Her yaştaki çocukda ÇSD'ye maruz kalmak akciğer işlevlerini bozar. Çocukluk dönemi astımlarının sıklığını ve şiddetini artırır. Pasif içicilik; sinüzit, rinit, kistik fibrozis, kronik solunum problemleri (öksürük, geniz akıntısı gibi) rahatsızlıklarını artırır. 2 yaşın altındaki çocuklarda ÇSD bronşit ve zatürre olasılığını artırır.
       1992 tarihli bir çalışmada ÇSD'nin 18 aydan küçük çocuklarda her yıl 150.000-300.000 alt solunum yolları enfeksiyonlarına yol açtığı gözlenmiştir.
       Bu hastalardan 15.000'i hastaneye yatmak zorunda kalmıştır. Günde yarım paket veya daha fazla sigara içen anne babaların çocuklarının herhangi bir solunum yolu hastalığından hastaneye yatma riski 2 kat daha fazladır.
            ÇSD (Çevresel Sigara Dumanı) VE Kulaklar
       ÇSD hem kulak enfeksiyonlarının sayısını artırır, hem de kulak hastalığının süresini uzatır. Solunan duman burun arkasıyla orta kulağı birbirine bağlayan östaki borusunu irite eder. Bu da orta kulakta sıvı birikimi ve enfeksiyonla kendini gösterir. Çocuklarda duyma kaybının en önemli sebeplerinden biri kulak enfeksiyonudur. Eğer ilaçla etkili cevap alınamazsa cerrahi girişim gerekir.
            ÇSD VE Beyin
       Hamilelik ve sonrasında sigara içen annelerin çocukları diğerlerine göre daha çok davranış bozukluğu gösterir. Hiperakitvite, okul performansı ve entellektüel kazanımlar da bozulur.
            Pasif Sigara içiciliği Kanser Nedeni midir ?
       Şimdiye kadar sadece pasif içiciliğin çocuğunuzun gelişimine zarar verdiğini öğrendiniz. Peki ÇSD'nin diğer kanser nedeni hava kirletici maddelerden 100 kat daha fazla kansere yol açma riski olduğunu biliyor muydunuz?
       ÇSD'nin her yıl 3000'den fazla sigara içmeyen kişinin akciğer kanserinden ölümüne yol açtığını biliyor muydunuz? Hazır bunları öğrenmişken çocuğunuzun pasif içiciliğini hemen şu andan itibaren önleyebilirsiniz.
            Ne Yapabilirsiniz ?
    1- Eğer içiyorsanız, sigarayı bırakın! Bu konuda yardıma      ihtiyacınız olursa doktorunuza başvurun. Zira, sigarayı      bırakmanıza yardımcı olacak bir çok ürün var artık.
    2- Evinizde sigara içenler varsa, onların bırakmasına yardımcı      olun. Bu mümkün değilse, onlardan ve ziyaretçilerden evin      dışında sigara içmelerini rica edin.
    3- Arabanızda sigara içilmesine izin vermeyin!
    4- Çocuğunuzun okulunda ya da çevresinde sigara içilip      içilmediğini kontrol edin.

           

    5/3/2007

    Horlama seksi öldürüyor

    Horlamanın yaşı insanlik tarihine eştir. Komik olarak algılanmış ve komik karakterlerin özelliği olarak kullanılmıştır. Örneğin Asteriks horlamasıyla ünlüdür. Horlama gürültülü uyuma, kişinin uyurken çevresine verdiği rahatsızlık olarak bilinir. Horlayan kişi genellikle horladığını kabullenmez. Kişi horlamayı kendisine yakıştıramaz. Çoğu hasta aynı odayı paylaştığı arkadaşı ya da eşleri tarafından doktora getirilmektedir.
              Horlama Bir Hastalıktır
         Ancak horlamanın artık gerçek anlamda bir hastalık olduğunu biliyoruz. Horlama hem sosyal olarak hem de kişinin kendi sağlığına zarar verdiğinden dolayı bir hastalık olarak ele alınmalıdır.
         Horlama sırasında uykuda nefes durmaları olan kişilerde “uyku apnesi” hastalığı adını verdiğimiz durumdan söz ediyoruz. Uykuda nefes durması sırasında vücudumuz yeterli oksijeni alamadığından sürekli olarak beynimiz uyanık kalır ve tıkanan nefesin yeniden alınmasına devam etmek için kişiyi uyandırır.
         Horlayan kişi bu uyanıp pozisyon değiştirme ya da derin bir nefes alarak uykuya devam etme anıni hatırlamaz. Ancak sabah kalktığında kaç saat uyumuş olursa olsun kendisini son derece yorgun ve güne başlamaya isteksiz hisseder. Bu kronik yorgunluk hali kendini işte performans düşüklüğü, konsantrasyon bozukluğu, dikkat kaybı olarak gösterir. Kimi zaman öğle aralarında uyuklamalar, sık iş kazalarına yol açabilir.
              Cinselliği Etkililyor
         Zamanla cinsel istekte azalma ve kişinin cinsel yaşamında körelme başlar. Horlama sırasında soluk durmaları olan kişinin sekse karşı isteksiz olması yanında, horlayarak uyuyan kişiler aynı zamanda kötü birer yatak arkadaşıdırlar. Birçok kişi horlayan biriyle seks bir yana aynı odayı bile paylaşmak istemez.
         Elbette horlama ve beraberinde uykuda soluk durması hastalığının tek bulgusu cinsel isteksizlik ve performans düşüklüğü değildir. Sabah uyandığında baş agrıları, yüksek tansiyon, uykuda terleme, bacak kasılmaları, kalp hastalıkları da tabloya eşlik edebilir. Bu bulgulardan bir ya da birkaçı olan kişiler doktora başvurduklarında sıklıkla bir uyku testi sonrası tedavi planlanmakta ve hastalığın derecesine göre yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.
              Erkeklerde Daha Sık
         Horlama daha çok kilolu erkeklerde görülür ve uykuda nefes durmasının eşlik edip etmediği son derece önemlidir. Tedavi planlanırken uyku laboratuvarı sonuçlarının yanı sıra, kişinin boy kilo oranı, sigara, alkol gibi alışkanlıkları, beraberinde burun tıkanıklığına yol açan bir neden olup olmadığı arastırılmalı ve gerekirse ilaç ya da yardımcı cerrahi yöntemlerle bunlar düzeltilmelidir.
              Tedavisi Mümkün
         Yumuşak damak, küçük dil ve burun kaynaklı soluk durması hastalarında büyük oranda cerrahi yöntemlerle tedavi önerilmektedir. Son yıllarda radyofrekans teknolojisi sayesinde günübirlik ağrısız uygulamalar ile horlama tedavisinde son derece başarılı sonuçlar elde etmekteyiz. Ancak hastalığı ilerlemiş ve ameliyattan fayda görmeyeceğini düşündüğümüz hastalarda CPAP denilen uyku maskeleri uygulanmakta ve son derece başarılı sonuçlar alınmaktadır.
    Unutulmamalıdır ki horlama komik değil, önemli sonuçları olabilen bir hastalıktır. Bu hastalığın tedavisi günümüzde var olduğuna göre sadece çevremizdekiler için değil kendi sağlığımız için doktora başvurmalıyız.
     
    kulakburunbogaz.com

    Blogcu ile yapıldı